Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, sağlıklı beslenme ve vücut zindeliği için üç öğün yemek sisteminin Ramazan’da da devam etmesi gerektiğini belirtti.
Mutlu’ya göre, besin alımı eşit olarak iftar ile sahur arasında üçe bölünmeli ve aşırı yemekten kaçınılmalı. Çünkü aşırı besin alımı dengesiz beslenme ve yetersiz uyku gibi birtakım sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor. Midenin aniden dolmasının, hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açtığını anlatan Mutlu, “Bu nedenle; iftarda bir anda yüklenmek yerine az ve sık aralıklarla yemek en idealidir. Ağır ve yağlı yemekler kalp üzerinde olumsuz etki yapar. Kalp spazmına neden olur. Beyin kanaması ve kalp krizlerine sebep olabilir. Ayrıca iftarda yenen ağır yiyecekler kan şekerini hızla yükselteceğinden, baş ağrılarına neden olabilmektedir.” açıklamasını yapıyor.
Hayrettin Mutlu, Ramazan’da yemek yemeye ayrılan zaman kısıtlı bir süre olduğu için, iftarı 2 öğüne ayırmanızda fayda olacağını da ifade ediyor. Bu dönemde iftarın açılması ve akşam yemeği olarak beslenme düzeni oluşturulması öneriliyor. Bu iki öğünün arasının 10-15 dk olması tavsiye edilirken, ilk öğünde besleyici 1 kâse çorba, bir hurma ya da incir yenilebilir. 1 bardak su ve 1 kâse salatayı ise iftar açarken tüketmenizde fayda var. İftarın ikinci öğününde 1 bardak ayran ya da yoğurt, etli sebze yemekleri, 4 yemek kaşığı kadar pilav ya da makarna ve yine 1 kâse salata tüketilmeli, bunun yanında 2 porsiyon meyve de eksik olmamalıdır.
Çağlar Avcı/Zaman
Sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı gibi nedenlerle yıllar süren bir yaşam tarzı kalp krizinin de gelmesine neden oluyor.
Kilo aldıkça kalp krizi riskinin büyüdüğünü kaydeden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Kurt, kalp krizinin aslında yıllar süren bir hayat tarzından kaynaklandığını söyledi. Dr. Kurt; “Bizler göbeği hep estetik bir sorun olarak gördük. Göbek için ‘insanın nefesini tıkayan, görüntüsünü çirkinleştiren şey’ dedik. Ama göbekte bulunan yağ dokusunun farklı özellikleri olduğu anlaşıldı.” dedi.
Dr. Kurt, göbekte salgılanan bazı maddelerin hem pankreasta bozukluk yapıp şeker hastalığının gelişmesine neden olduğunu, hem de koroner kalp hastalığının ve kalp krizinin ortaya çıkmasına aracılık ettiğini ifade etti. Kurt, “Göbeğiniz büyüdüğü zaman bir yandan da bilmelisiniz ki kalp hastalığı riskiniz de büyüyor.” uyarısında bulundu.
Read the rest of this entry »
Kader Anı
Her insanın içsel yolculuğunda bir kader anı vardır. Bu kader anı solunumuna dikkat ederek bilinçli olarak nefes alıp verişini değiştirdiği ilk andır. Doğduğu andan beri nefes alıp vererek yaşamda kalmayı başarabilen kişi, özel bir dikkat oluşturup nefes aldığının, yaşadığının, tesir alıp verdiğinin farkına varabildiğinde bütün yaşamının akışını değiştirir. Bu ana gelinceye kadar nefes onu kontrol etmektedir, ama farkındalık anından itibaren o nefesini kontrol etmeye başlar.
Kendinizi otomatizmal süreçten kurtarmak için önce nefesinizi otomatik pilottan çıkarmanız gerekir. Nefesinizi / nefs’inizi kontrol etmeye başladığınızda göreceksiniz ki beraberinde yaşadığınız sürecide kontrol etmeye başlamış olacaksınız.
şimdi bu yazıyı okurken bunu deneyin. Bilinçli olarak nefesinizi kontrol edin. Derin bir nefes alın, biraz tutun ve yavaşça verin. Bunu varlığınızın ihtiyacı karşılığı kadar yapmak yerine, derinliğine ve hızına siz in karar vereceğiniz nefes alış verişleri oluşturarak yapın. Biraz bekleyin, isterseniz beklemeden verin ama bunun ne kadar olacağını siz kesinlikle siz belirleyin. Bunu yapmaya başladığınız andan itibaren nefes alış verişlerinizi kontrol ettiğiniz ve kendi çalışma düzeninden ayırdığınız için otonom sisteme yeni emirler vermiş ve yeni arayışlar sonucu olarak varlığınızda yeni oluşumlar başlatmış olacaksınız.
Read the rest of this entry »
Horlama Neden Olur?
Horlama, uyku halinde nefes alışverişinden çıkan istem dışı seslerdir. Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkar. Horlama sesi, küçük dil, yumuşak damak ve farenks’e ait yumuşak dokularının sarkmış ve gevşemiş olmasının sebebiyet verdiği bir titreşim durumudur. Her kişinin kişilik özellikleri ve beden yapıları farklı olduğu için kişiler üzerinde horlamanın ortaya çıkış nedenleride farklıdır. Dilin arkası, yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge, kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri ile iletişim içinde ve senkronize olduklarında nefes alış verişlerle birlikte titreşerek rahatsız edici bir ses çıkmasına sebebiyet vermektedir.
Bu durum kesinlikle doğru nefes alamama sorunudur. Diyafram ve burunlarını kullanarak doğru nefes almayı oluşturabilenler, hangi pozisyonda uyurlarsa uyusunlar, horlamazlar. Ses çıkmasına sebebiyet verecek bir yetersizlik göstermezler. Horlama rahatsızlığına sahip olanların, ilk önce diyafram adalesini kullanarak ve burun yoluyla nefes almayı sağlayarak doğru nefes almayı öğrenmeleri gerekir.
Horlama, ciddi anlamda bireysel ve toplumsal bir sağlık sorunudur. Aile içi huzursuzluklara sebebiyet vermekte ve kişinin çevre ile uyumunu bozmaktadır. Erişkin insanların yaklaşık 45′i horlar. Bu şikayet %25’inde sürekli bir haldedir. Horlama, erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık olmakla birlikte, her insanda görülebilir ve yaşla birlikte her geçen gün artar.
Read the rest of this entry »
Yumurta sarısında bulunan lesitin bileşiğinin vücudun kolesterolü emmesini önlediği saptandı.
ABD’de yayımlanan Journal of Nutrition Dergisi’nde yer alan araştırmaya göre, hayvansal ve bitkisel dokularda bulunan yağ asidi, fosforik asit ve kolinden oluşan bir bileşik olan lesitinin işlevine ilişkin bu sonuç, fareler üzerinde yapılan denemelerde elde edildi. Kansas Üniversitesi araştırmacıları, farelerin insan fizyolojisine yakın olduklarını, lesitinin insanlarda da aynı sonucu ortaya koyabildiğini söylediler.
Dr. Sung Koo, daha önce yapılan birçok araştırmada, yumurta ile kolesterol arasında ilişki bulunmamasının nedeninin lesitinden kaynaklanabileceğini belirtti.
Araştırmacılar, yumurtanın içindeki bileşiğin kolesterolün yüzde yüz emilmesini önlemediğini, ancak önemli miktarda kolesterolün kana karışmamasını sağladığını düşünüyor. Kolesterolün vücut tarafından az miktarda emilmesi sayesinde, kana karışan kolesterol miktarının da azalacağına dikkat çekiliyor.
Read the rest of this entry »
Son Yorumlar