Kış boyunca maruz kaldığı soba eksenli sera etkisinden yaprakları ter içinde uyanıyor bizim kauçuk. Cılız kökleri saksısına mahkum, tavandan başka gökyüzü tanımadan geçiyor garibin ömrü. Halbuki, anavatanı olan tropik ülkede, kardeşlerinin, bir araya gelip paha biçilmez ormanlar oluşturduğunu, dallarının göğe uzandığını bilse kalkıp gitmek isteyecek belki; ama kökleri onu çoktan bizim salona bağlamış bir kere…
Anavatanı Malezya�da ise bugünkü nüfusu, köklerini kolonyalizm öncesi bir geçmişte terk edip, bu toprağa kök salan Çinliler, Hindular ve toprağın ezeli yerlisi Malaylar oluşturuyor. Etnik çoğunluğu oluşturan Malayların, kanunlar önündeki �öncelikli� statüsüne aldanıp, ülkede barışın, ayrımcılığın gölgesinde olduğunu düşünmek, Kuala Lumpur sokaklarındaki çoğul refaha haksızlık etmek olur doğrusu. Çünkü Malezya, zannımca, kaos yerine, �çokkültürlülük�(multikültürelizm) tezinde öne çıkan �farklı kimliklerin, farklı inanışlara vs. sahip toplumların, birbirine müdahale etmeden yan yana yaşayabilmesi� fikrinin yeşerdiği bir deney laboratuvarına ev sahipliği yapıyor daha çok. Öyle olmasa, nasıl olur da birinin kutsal saydığını diğeri hamburger köftesi malzemesi olarak algılayan iki komşu, boğaz boğaza gelmeden yan yana yaşamayı sürdürebilirdi?
Aslında bu çokkültürlülük, Malezya�da ifadesini, mimariden gündelik yaşama, en çok da mutfağa etki eden bir eklektisizmde buluyor. İngilizler zamanında Raj mimarisiyle yapılan tren istasyonundan çıkıp, yakınında bir gökdelendeki elektronik cennetinde kendinizi kaybediyor, çıkınca da santur seslerini takip ederek bulduğunuz bir Hint düğününde şenlenebiliyorsunuz. Her şey bir arada! Akşam yemeğinin değişmez adresi ise Çin mahallesindeki Gece Pazarı. Eklektik Malay sofrasına buyurun lütfen: Müslüman Malaylardan et ve buğday çeşitlemeleri, Hintlilerden baharat, okyanustan deniz ürünleri, komşu Tayland�dan aromalar, Çinlilerden pişirme teknikleri, tropik meyve ve sebzeler, hep birlikte, seslerini tek tek duyurabilecekleri çoğulcu bir harmanda buluşup Malezya mutfağını oluşturuyorlar. �Nasıl oluyor da hiçbir tat, bir diğerini gölgelemiyor bu yemekte?� diye sorduğum aşçı dostum, çoğulcu harmanlarda dikiş tutturmanın, köklerine mahkum değil mecbur olan tatların gönüllü ahengiyle mümkün olduğunu söylüyor. Eh darısı bütün dünyayı saksısından ibaret sanan bizim salondaki kauçuğun başına. Dünyanın bütün kauçukları, birleşin!
Sebzeli noodle (erişte): 1 paket yumurtalı noodle (süpermarketlerde bulunuyor), 3 diş sarımsak (dövülmüş), 4 cm. kalınlığında taze zencefil(dövülmüş), 2 yemek kaşığı sıvıyağ, 4 buçuk su bardağı su, Brokoli, kabak, havuç, karnabahar (minik parçalara ayrılmış), susam, 1 avuç kaju (arzu edilirse), 2 yemek kaşığı soya sosu, 2 yemek kaşığı oyster sos (marketlerde satılıyor), 1 yemek kaşığı balık sosu (fish sauce olarak süpermarketlerde bulunuyor), 1 yemek kaşığı susam yağı (tercihen), tatlı kaşığı mısır nişastası.
Yapılışı: Noodleları 4 sb suda 5-6 dk haşlayıp, süzün. Tavada yağı kızdırın, kajuları ekleyin, sarımsak ve zencefil püresini ekleyip, sebzeleri tavaya alın. Sosları ekleyin. Noodleları da tavaya alıp, iyice karıştırarak, 5-6 dk pişirin. Yarım bardak suyu koyun. Gerekirse biraz daha su ekleyebilirsiniz. Son olarak, sosun kıvamının koyulaşması için, bir miktar suda erittiğiniz nişastayı tavaya alarak, yemeği şöyle bir karıştırın, altını kapayın.
Gezgin Füzyon
Uzakdoğu mutfağının bütün sırrı soslarında gizlidir. Harlı ateşte çabucak, besin değerini kaybetmeden pişirdiğiniz malzemenin üzerine, yemeği ateşten almadan az önce eklediğiniz sostadır bütün marifet. O halde iki adet tatlı-ekşi sos tarifi vereyim size: Biri geleneksel metot, biri de benim evdeki yeniden yaratma faaliyetlerimin ürünü:
Tatlı-ekşi sos: 2 yemek kaşığı ketçap, 1 yemek kaşığı kahverengi tozşeker, yarım su bardağı domates suyu, 1 çay kaşığı tuz, yarım½ limonun suyu, 3 yemek kaşığı elma sirkesi, oranları damak tadınıza göre çeşitleyebilirsiniz.
Füzyon vişne sosu: 1 fincan çekirdeksiz vişne reçeli, yarım fincan elma sirkesi, 1 çay kaşığı tuz (robotta çekin).
Yapılışı: Her iki sosu da nasıl kullanacağımıza gelince, ya minik bir tabakta yemeğin yanında servis ediyoruz ya da tavada yağda dövülmüş sarımsak ve tercihen taze zencefili kızdırdıktan sonra pişireceğimiz malzemeyi tavaya alıyor (sebze, et, balık, vs.), 5-6 dakika pişirdikten sonra sosumuzu ekliyoruz. 2-3 dakikada sosla birlikte pişirdiğimiz yemek, tatlı-ekşi soslu X olarak tabağımıza konmaya hazır. Sosu çok sıvı olduysa son dakikada nişastalı karışımı ekleyerek sosun kıvamını artırmanız her zaman mümkün.
Alıntı:
| ZAMAN>CUMAERTESİ>FULYA ÖZLEM |
Son Yorumlar