Sağlıklı Beslenme

Konuyu açan: adminKategori: SAĞLIK VE DİYET REHBERİ
9
Haz

           Can dostlar; geçen ayki yazımızda zeytinyağının ne olduğu konusunda verilen bilgiler doğrultusunda umarım ondan daha fazla faydalanmaya başlamışsınızdır. Bu ayki yayınımızda da beslenmede yanlışlıklarımız neler, gelenek haline getirdiğimiz beslenme biçimimizi değiştirelim mi, yoksa alıştığımız yanlışlıklarla yaşayalım mı; ona karar vermeye çalışacağız.

Hepimizin de bildiği gibi, son zamanlarda hemen herkes yemeklerin, sebze ve meyvelerin daha yapaylaştığı, tatsızlaştığı konusunda bir fikir birliği içinde. Hepimiz bundan 20-30 sene önce yediğimiz domates, tereyağ, yumurta ve etlerin lezzetini hep arar olduk. Mademki gıdalar yapaylaşmaya, lezzetini yitirmeye başladı, o halde bizde yaşam kalitemiz açısından daha dikkatli ve daha secici olmak zorundayız. Canlarımız, gelecek teminatımız olan çocuklarımızı neyle besliyoruz? Onların damak tadına ve isteklerine göremi onları beslemeliyiz, yoksa biz bu konuda ağırlığımızı koymalı mıyız.

Esasında sağlıklı beslenme konusu, öyle bir tek ay içine sığacak bir bilgilendirme ile yeterli aydınlatma yapılamayacak kadar geniş bir konu. Ama, biz karınca kararınca, elimizden geldiğince, ana başlıklar halinde, konuya bir giriş yapalım, pey del pey gelecek aylarda Rabbim nasip ederse yeri geldikçe konu başlılarını açabildikçe açalım diyorum.

Bir kere şu konuda bir anlaşmalıyız, dört mevsimi yaşayan ülkemizde üretilen her gıdayı her mevsimde yemeli miyiz?

Şu bir gerçek ki mevsimi dışında üretilen her gıdada katkı maddeleri az yada çok mevcuttur. Kah kazanma kaygısı, kah mevsimi dışında bir şey üretme arzusu hep katkı ister. O nedenle ne yapacağız? Her şeyi mevsiminde yiyeceğiz, yedireceğiz. Yedireceğiz diyorum çünkü ailede genelde mutfak işlerini üstlenmiş babalara bu konuda çok iş düşüyor.

Her bir sebze ve meyveyi mutlaka mevsiminde yemeliyiz. Kısa notlar halinde söylüyorum ama daha sonraki yazılarda bu sebzelerin genel özelliklerinde sizlere tek tek nasipse anlatacağım.

Kış mevsiminde biliyorum ki birçoklarının, iyide ben onu sevmem ki dediğini hissettiğim sebzeler, ama lütfen öyle demeyin, çünkü hiçbir şey sebepsiz yaratılmamıştır, bunu aklınızdan hiç çıkarmayın.

Kereviz, pırasa, lahana, karnı bahar, turp, ıspanak, pazu, semizotu, havuc, şalgam ve narenciye grubundan olan meyveler kışın bol bol tüketilmelidir. Mevsimi dışındaki gıdalara pek tevessül etmemeliyiz.

Kış aylarında kuru bakliyat ta hanımların mutfakta yemek çeşidi konusunda hep kurtarıcıları olmuştur. Sade kışın değil, yazında kuru bakliyatları soframızdan aslında eksik etmemeliyiz. Genelde yazın olan sebze bolluğu bizde kuru bakliyattan sanki kış aylarında yiyecek çeşitliliği açısından kurtarıcı gıda olarak görülmektedir. Bu yanlıştır.

Kuru yemişlerinde muhakkak ki hepsinin ayrı bir değeri vardır ama bunlar içinde, özellikle tercih etmemiz gerekenler arasında okuyan çocuklar içinde önerilmesi gerekirse, ceviz, badem, fındık, kayısı (özellikle gün kurusu), incir, dut ve üzüm kurusu ceplerinden eksik etmeyin derim. Bizlerde faydalanalım ama çocuklarımızın sabah kahvaltılarında pekmezi ve tahini eksik etmeyelim. Çocuklarımızın beslenme çantalarına albenili parlak ambalaj içine konmuş gıdalar yerine evde kendi yaptığımız kek, pasta, börek ve yukarıda değindiğimiz kuru yemişleri yemelerini sağlayın. Onlarada, kantin ve fast food (hızlı gıda) nın yeme ve beslenmede tek alternatif olmadığını öğretin anlatın. Çocuklarınızı bence kurtarın. Hatta kuru yemişi ceplerine biraz fazla koyun arkadaşları da tatsın, bu bir başka arkadaşının da kurtulmasına vesile olur. Çocuk beslemek bir sanattır. Siz bileceksiniz ki yönlendirebilesiniz, ikna edebilesiniz. Kuruyemişin cerez olarak görülmesinden ziyade, yeterince ve hergün yenmesi gerekli bir gıda olarak görülmelidir. İyi beslenin, dengeli beslenin, iyi giyinin, başkaları bize ne der demeyin, şemsiye taşıyın kapşon takın, atkı kullanın önünüzü sıkı sıkı kapatın, kapattırın.

Belki arada başka taraflara kaysam da yinede konumuz sağlıklı yaşam olması hasebiyle bunlara yeri gelmişken değinmekte bir beiste görmüyorum.

Kısaca her şeyi mevsiminde yemeliyiz dedik ki bu çok önemli. Kuru bakliyat ve kuruyemişin nerede olması gerektiğini söyledik. Bunları unutmayın çünkü bunların ne işe yaradığını tek tek yaşadığınızda aaa diyeceğinizi biliyorum.

Kısaca yemekte sıralamaya yer vererek bu ayki yazıya son noktayı koymak isterim.

Okuduğunuzda biliyorum bunu benden duymamış olanlar, olmaz böyle şey diyebilir belki ama demeyin, uygulamaya çalışın, bunun ayrıntıları da yine gelecek yazılarda olacak.

Meyvelerinizi yemekten yarım ile bir saat önce veya iki saat sonra yiyiniz. Mümkünse çok özel bir durum yoksa yemek sırasında ve sonrasındaki bir iki saat içinde su içmeyiniz. Tatlıları hep yemeğin hemen ardından ikram ederiz ki bu yanlıştır. Tatlılar yemekten iki üç saat sonra yemeliyiz ve tatlı tercihi konusunda aydınlanma isterseniz, derim ki; sütlü ve meyve tatlılarını tercih edin. Hamurlu tatlılar karaciğer için çok ağır bir yük oluşturmaktadır. Esasında biraz daha ileri giderek içinde rafine şeker olan hiçbir şeyi yemeyin derim. Tatlı ihtiyacınızı meyvelerden doğal yolla karşılamanızı öneririm. Cola benzeri gazlı içecekleri ki bazı evlerde sofranın baş tacıdır yada Ramazanlarda çoğunlukla olmak üzere öyle lanse edilir, kesinlikle evde yasaklamanızı öneririm. Onun yerine su, ayran, kefir, madensuyu, evde hazırlanmış komposto suyu gibi gerçekten faydalı sıvıları tüketiniz.

Suyu ne kadar tüketmeliyiz, hangi yağları kullanalım, yumurta gerçekten öcümüdür, ikram edilen her şeyi nasıl üretildiğini sormadan yememeliyiz. Bizim sağlığımız gerçekten çok mu önemsizdir yoksa hastalanınca mı kıymetini anlıyoruz. Spordan ne anlıyoruz, herkes spor yapabilir mi, kime ne kadar spor ve daha başka benim önem verdiğim pek çok konuyu burada paylaşmak ve yazdığım başlıklara açıklık getirilecek günlerde buluşmayı Rabbimin nasip etmesi umuduyla Sağlıcakla kalın
sağlıklı beslenme
Dr. Can Dostlar.
www.ancader.org.tr

Etiketler: , , , ,

This entry was posted on Pazartesi, Haziran 9th, 2008 at 11:58 and is filed under SAĞLIK VE DİYET REHBERİ. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Henüz yorum yapılmadı

Yorum yapmak istiyorum

Adınız (*)
E-Posta Adresiniz(paylaşılmaz) (*)
Websiteniz
Yorumunuz