Posts Tagged "sağlık"

Kader Anı

Posted by: maharetliin Önce Sağlık
13
Haz

Kader Anı

Her insanın içsel yolculuğunda bir kader anı vardır. Bu kader anı solunumuna dikkat ederek bilinçli olarak nefes alıp verişini değiştirdiği ilk andır. Doğduğu andan beri nefes alıp vererek yaşamda kalmayı başarabilen kişi, özel bir dikkat oluşturup nefes aldığının, yaşadığının, tesir alıp verdiğinin farkına varabildiğinde bütün yaşamının akışını değiştirir. Bu ana gelinceye kadar nefes onu kontrol etmektedir, ama farkındalık anından itibaren o nefesini kontrol etmeye başlar.

Kendinizi otomatizmal süreçten kurtarmak için önce nefesinizi otomatik pilottan çıkarmanız gerekir. Nefesinizi / nefs’inizi kontrol etmeye başladığınızda göreceksiniz ki beraberinde yaşadığınız sürecide kontrol etmeye başlamış olacaksınız.

şimdi bu yazıyı okurken bunu deneyin. Bilinçli olarak nefesinizi kontrol edin. Derin bir nefes alın, biraz tutun ve yavaşça verin. Bunu varlığınızın ihtiyacı karşılığı kadar yapmak yerine, derinliğine ve hızına siz in karar vereceğiniz nefes alış verişleri oluşturarak yapın. Biraz bekleyin, isterseniz beklemeden verin ama bunun ne kadar olacağını siz kesinlikle siz belirleyin. Bunu yapmaya başladığınız andan itibaren nefes alış verişlerinizi kontrol ettiğiniz ve kendi çalışma düzeninden ayırdığınız için otonom sisteme yeni emirler vermiş ve yeni arayışlar sonucu olarak varlığınızda yeni oluşumlar başlatmış olacaksınız.
Read the rest of this entry »

Horlama Neden Olur?

Posted by: maharetliin Önce Sağlık
13
Haz

Horlama Neden Olur?   

Horlama, uyku halinde nefes alışverişinden çıkan istem dışı seslerdir. Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkar. Horlama sesi, küçük dil, yumuşak damak ve farenks’e ait yumuşak dokularının sarkmış ve gevşemiş olmasının sebebiyet verdiği bir titreşim durumudur. Her kişinin kişilik özellikleri ve beden yapıları farklı olduğu için kişiler üzerinde horlamanın ortaya çıkış nedenleride farklıdır. Dilin arkası, yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge, kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri ile iletişim içinde ve senkronize olduklarında nefes alış verişlerle birlikte titreşerek rahatsız edici bir ses çıkmasına sebebiyet vermektedir.

Bu durum kesinlikle doğru nefes alamama sorunudur. Diyafram ve burunlarını kullanarak doğru nefes almayı oluşturabilenler, hangi pozisyonda uyurlarsa uyusunlar, horlamazlar. Ses çıkmasına sebebiyet verecek bir yetersizlik göstermezler. Horlama rahatsızlığına sahip olanların, ilk önce diyafram adalesini kullanarak ve burun yoluyla nefes almayı sağlayarak doğru nefes almayı öğrenmeleri gerekir.

Horlama, ciddi anlamda bireysel ve toplumsal bir sağlık sorunudur. Aile içi huzursuzluklara sebebiyet vermekte ve kişinin çevre ile uyumunu bozmaktadır. Erişkin insanların yaklaşık 45′i horlar. Bu şikayet %25’inde sürekli bir haldedir. Horlama, erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık olmakla birlikte, her insanda görülebilir ve yaşla birlikte her geçen gün artar.
Read the rest of this entry »

Yumurta sarısında bulunan lesitin bileşiğinin vücudun kolesterolü emmesini önlediği saptandı.

ABD’de yayımlanan Journal of Nutrition Dergisi’nde yer alan araştırmaya göre, hayvansal ve bitkisel dokularda bulunan yağ asidi, fosforik asit ve kolinden oluşan bir bileşik olan lesitinin işlevine ilişkin bu sonuç, fareler üzerinde yapılan denemelerde elde edildi. Kansas Üniversitesi araştırmacıları, farelerin insan fizyolojisine yakın olduklarını, lesitinin insanlarda da aynı sonucu ortaya koyabildiğini söylediler.

Dr. Sung Koo, daha önce yapılan birçok araştırmada, yumurta ile kolesterol arasında ilişki bulunmamasının nedeninin lesitinden kaynaklanabileceğini belirtti.

Araştırmacılar, yumurtanın içindeki bileşiğin kolesterolün yüzde yüz emilmesini önlemediğini, ancak önemli miktarda kolesterolün kana karışmamasını sağladığını düşünüyor. Kolesterolün vücut tarafından az miktarda emilmesi sayesinde, kana karışan kolesterol miktarının da azalacağına dikkat çekiliyor.
Read the rest of this entry »

Posa miktarı yüksek olan bulgurun, mide ve bağırsak kanserini önleyebildiği belirtiliyor. Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Bölümü Araştırma Görevlisi Mustafa Bayram, besinlerin bir bölümünün bağırsaklarda emilerek metobolizmaya girdiklerini belirtip, “Bağırsaklarda bu besinlerin iyi emilmesi için taşıyıcı diyebileceğimiz selülozik yani, fiber yapının olması gerekir” diyor.

Çok yüksek besinsel değerlere sahip bir gıda yenilse bile, fiber yapı olmazsa besinlerin pek çoğunun emilmeden vücudu terk edeceğini kaydeden Bayram, “Bulgurun içerdiği posa, yani kepekli kısım bu nedene çok önemli. Posanın kan değerini ve yağlarını düşürücü etkisi yanında, mide ve bağırsak kanserini önleyici yönü de bulunur” diye konuştu.

Bayram, 100 gram bulgurda 1,3 gram posa bulunduğunu, köy tipi bulgurun ise bu yönü ile daha güçlü olduğunu söyledi.
Read the rest of this entry »

Koca bir kış mevsimi boyunca hiçbirimiz ne diyetle ne de fazla kilolarla ilgilenmeyiz. Ancak ne zaman ki güneş birazcık yüzünü gösterse aklımız hemen başımıza gelir. Öyle ki hemen kilolarımızın derdine düşeriz. Tüm kış boyunca aldığımız kiloları çok kısa bir sürede vermek isteriz. Diyet ve beslenme ile ilgili tüm konulara olan ilgimiz artar. Halbuki sağlıklı bir şekilde kilo vermenin ve bunu korumanın temelinde bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmek yatıyor. Bunun için de bazı bilgilerimizi yeniden gözden geçirmek de fayda var. İşte size beslenme ve diyetle ilgili en fazla merak edilen sorular ve yanıtları;

…. boyundayım ve …. yaşındayım. Kaç kilo verebilirim?

Günümüzde bir çok oran, ağırlık ve boya dayalı olarak şişmanlık durumunun saptanmasında kullanılmaktadır. Bu oranlardan en geçerlisi BKI (Beden Kitle Indeksi)’dir. Buna göre; BKI= Ağırlık (kg)/ boy (metre) oranı 20′den küçük ise zayıf; 20-24,9 arasında ise normal; 25-29,9 arasında ise hafif şişman (toplu); 30-39,9 arasında ise ise şişman; 40′tan büyük ise ağır veya morbid şişmanlıktır. İdeal BKI erkekler için 22, kadınlar için 21′dir. Menapoz sonrası ise ideal BKI 25‘dir. Bu değerler 19 yaş üstü için geçerlidir.

Read the rest of this entry »